Salazar’ı Yeniden Öldürmek

I: Yazarlığın tanrısal bir yönü, keyfi var. “Gerçekliği” yaratmak, eğip bükmek ve yok etmek yazarın gücünün yettiği şeyler. Zamanı durdurmak, ileri ya da geri sarmak da öyle. Hatta gerçeklik ile özne arasındaki bağ olan anlamlandırmanın (signification) doğasıyla oynamak, göstergeleri (sign) bağlamından koparmak, bulandırmak bile yazara içkin diyebiliriz. Belki sırf bu yüzden Tanrı bir yazardır düşüncesine de kapılabiliriz.

II: Bir sandalyenin içini oyan tahta kuruları ne kadar tanrısaldır? Güçleri neye yeter? Mesela, tahta kuruları “alın yazısı” yazabilir mi?

III: Portekizli diktatör Salazar, birtakım anlatıya göre sandalyesinden düşünce geçirdiği beyin kanamasından (2 yıl) sonra ölüyor. Öyle ki, iktidarı bir başkası devralmasına rağmen bu iki sene boyunca çevresindekiler hâlâ Salazar’ın muktedir hissini koruyorlar: Salazar, hayatının son iki senesinde hâlâ ülkesinin başında olduğunu sanarak ölüyor.

IV: Saramago’nun Sandalye öyküsü bu temelde; diktatoryal bir iktidarın birkaç (bin?) nesil azimli tahta kurusunun çabası sonucu koltuğunu kaybetmesi. Tanrısal keyif, Saramago’nun zamanı geri sarıp bu iktidarın devrilişini zevkini çıkararak tekrar yazmasında/yaşamasında. Öykünün büyük bir kısmında diktatörün düşüşü bir karede, buna sebep olan tahta kuruları, sandalyenin yapılması mümkün olan ağaç çeşitleri ya da kanamak üzere olan beynin yapısı hakkında bilgilendirmeler hatta laflamalar diğer bir karede. Saramago, “zamana zaman vererek” bir yandan bizimle laflıyor bir yandan da Salazar’ın ölümünü seyrediyor.

Bir Cevap Yazın